Yitik Sesidir Şiiri Fâni Vicdanların

En kaliteli mermeri dikerler baş ucuna adın yazılı,
Sıvası dökülmüş evlerin şehit Anadolu çocukları.


İnsanlığı taşır evlâd-ü ıyâl için kamburunda,
Botlarını çıkardı, 
Sedye kirlenmesin.


Paha biçilen imanını, mühürler aharlı kağıda,
İncinmiş hattat yüreği.
Asırlık geleneği sırtlamış kemik sesi, 
Elifle vav arası.
Aristokrasi lütfetti ekmek parası. 
Hep bir hicran, muttasıl hüsran. 
Yazdı yine mühreli kalbi sülüsla,
Fe inne meâl usri yüsra(n).


Ah bu dünya sürgünü, bu Allahsız yalnızlık,
Nasırlı ellerin kesik çizgilerinde yiten ülkümüz,
Ağaran saçların kalanı da dökülmüş şimdi.
Kaburgası seçilen mağribîn çocukları,
Ecdat kılıcının adaletini özleyen nesiller, 
Ancak şimdi onu hutbede izler.


Boynumuzun borcudur vursalar taburemize de acımız dinse,
Bulamaz bir tane öpecek alın şimdi, 
Gökten ecdat inse.


Ah aziz dostum, ne kusurum varsa sinende eritsen yine, 
El ele geçsek bu hastane koridorundan.
Seninle gülistan doluyor zindanım, ahrardan evlayım.
Şifa bahşeder adımların, durursan mevsim-i hazanım.
Kalpler birer eski dostlar mezarlığı, 
Oraya gömülmek gam mı?
Bulursan teslim-i sûzanım.


Ah bu sevdiğim kadınlar, o müstesna,
Deryadır ona mürekkepler şair kanıyla katışık.
Melekler onunla temsil edilir sanki yeryüzünde.
Güneşi indirir gözleri, kirpiği bulutla karışık,
Bir nefes ki Tanrı’m o üflesin bana elest bezminde. 
Bin sözcükle iktiham etsem de seni tasvire,
İnan ki gözlerinin kul hakkına girerim.
Kifayetsiz kelimeler orduma çiz bir mefkûre, 
Bir savaş daha kaybedelim.


Komünist Sovyeti, milliyetçi Ötüken’i, İslamcı asr-ı saadeti.
Hep bir mazi esintisi. 
Orta direğin uçak bileti, âlimin kitapta ayracı, mahkumun duvarda çentiği.
Hep bir yarına çıkma ümidi.
Kökü mazide kalan bir ati,
Hem harabiyim hem harabati.
Sarkamadı gençliğim balkon demirinden, çamaşırım asılı.
Ağlayamam. 
Serde erkeklik, ipte annemin biberleri.
Belki bir tepe korkuluğundan,
Atlayamam. 
Allah korkusundan.


Ariflerin dil-efgârı, bu pür-taksiri kabul eder mi? 
Misafiri.


Duyan bulunmaz sesini, kimde eza?
Ad değil nam gerek, yiğide seza.
Yetim öldü, ruhu ezik,
Musalla taşında son çizik.
Süzüldü Sultanü’ş Şuara,
Üzüldü zavallı çırağa.
Acıyıp söyledi orada,
Bir beyit sevabına:


''Hüsn-ü aşkıyla eridi ruhu dîde-i ekvan içinde. 
Gülşen-i aşkıyla dirildi ruhu cennet-i cinan içinde.''


Şimdi makbulüydü şiirin yalanla dolanı,
Ektiler bir manolya çiçeği dokununca solanı.


Suyu ziyan etmedi gassal eli,
Sözü ziyan etmedi ahraz veli.
Visal buymuş Ahmedim,
Geldi son velinimetim.
Kefeni iyi saralım dedi,
Toprak kirlenmesin.

Berkay Deniz


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.