Aşkın Karşısında Us

Her cevr her cefâ yaraşır hüsn ü ânına

Bîdâd kıl keremse de şâyân olan sana

| Yahyâ Kemâl Beyatlı

“Benim silinip gitmemin bir önemi yok. Sen kalbimden silinir gidersin diye korkuyorum. Senden başkası için yıkılmaz surlar, aşılmaz hendekler, geçilmez burçlar yaptırdım. Köprüleri sana indirdim, kapıları sana açtım, tüm silah ve kalkanları sana adadım, ne yazdımsa sana ithaflı, ne okudumsa senden ilhamlı, ne düşündümse senle anlamlı. Cümleler sana nihayetsiz, kelimeler sana kifayetsiz, yollar seninle bidayetsiz, sensizlikle hidayetsiz. Kötülük sen olunca sirayetsiz, sensiz iyilik bile dirayetsiz. Tanrıya borcum ol kefaretsiz, ufkumu adayayım siyanetsiz. Emanetim ol hiyanetsiz, tüm günahların olayım kefaletsiz. Ey gönülleri tutuşturan şeb-i yelda, saç artık güneşini, yık sanemi, yak sinemi. Olma cesaretsiz, ol esaretsiz. Nutkumu kes, utkumu bil, tutkumu duy. Erdirme baharımı şitaya, eğdirme kahharımı mitaya. İşte burası mita.”

Merhaba, evet bu sözler ona ait. Bende son bir emanetiniz var. Kim olduğumun bir önemi yok. Us diye seslenirler bana. En değerli ziyneti hüznü olan bir adamın kırılmış kalbinin, kendini oradan kurtarabilmiş bir parçasıyım. Virane olmuş metruk bir binadan kaçabilen ilk ve son kişiyim. Orada lâmehale isimli enkazdan başka bir şey yok. Bir heyula gibi haşmetli, uzak diyarların bütün yeşilliğini gözlerine hapsetmiş bir flechazo. Ben şair değilim ama o mutlaka şiir. Nefes alamıyordum ateşinden, üstüme çökmeden kaçmayı başardım. Gına geldi o depresiflikten bana. Boş hayallere kapılanlara teselli cümleleri verecek değilim. Volkanik patlamalar hiç bitmiyor, başta söndü sanmıştım, meğer söndükçe yeniden patlıyormuş. Lanet olasıca. Oradan kaçmayanlar, asıl sahibinin gelip o enkazı gülzara çevireceğine inanıyorlar. Acınacak bir yazgının tutsakları. Kaçamayanların ise tek tesellisi artık oraların alüvyonlu, verimli topraklar olacağını düşünmeleri, onlar toprağın altıyla değil, üstüyle ilgililer. Sadece çıkarlarıyla.

Lafı uzattım, azat olsam bile onun bir parçasıyım malesef, sanırım ondan. O kırgın adama kaç kere dedim. Seni aptal, Ziya Paşa’nın tüm beyitlerini okudun, hiç mi aklına gelmiyor, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” Dinlemiyor beni. O da biliyor ama inanmak istemiyor işte. Gelmeyecek. Bitti. Geliyorsa bile döneceği içindir! Haksız mıyım?

Size başta demiştim ya hani, o enkazdan ilk ve son kurtulabilen kişiyim diye. Yalan söyledim. Ben oradan kovuldum!


Bazen seni unutur gibi yapıyorum ama kalbim kanmıyor, kanıyor.

ilHan BerK
İşveyle, fısıltıyla, gülüşle
Olmuş şeb-i sevda yine bîhâp;
Oklar gibi saplanmada kalbe,
Düştükçe semadan yere mehtâp...

Bûseyle kilitlenmiş ağızlar,
Gözler neler eyler, neler işrâp;
Uçmakta bu ateşli havada,
Vuslat demi bir kuş gibi bitâp.

-Ahmet Haşim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.