Alparslan Türkeş ve Çağdaş Uygarlık

Türkiye Cumhuriyeti; kurulduğu günden bu güne var olan devlet tecrübe ve geleneğinden gelen güçle, değişen, gelişen dünya düzeninde ön saflarda yer alabilmek ve muasırlarıyla yarışır bir vaziyete gelebilmek için hayli yol katetmiştir. Bireyden topluma vatanın her sathına ulaşma gayesi edinen çağdaş Türkiye tasavvuru; bu ülkenin yetiştirmiş olduğu aydın, asker, bürokrat, akademisyen, lider gibi birçok zümre ve kadroların emek verdiği, üzerinde kafa yorduğu, girişimleriyle farklar yarattığı bir düzen ve sistem geliştirme işlemidir.

Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

atatürk’ün 10. yıl nutku

Yaşadığımız bu yeni çağ; bilimin ve aklın hakim olduğu, dogmatik inanışların ve köksüz bilgilerin çürütüldüğü bir dönemdir. Gelişen teknolojinin sağladığı imkanlar uluslararası devletlerin rekabet alanları dünyamızı her geçen gün yenilemekte ve durağanlığı, durağan olanı saf dışı bırakmaktadır. Endüstriyel gelişimler ve bilimsel olanaklar, insanlığı daha müreffeh yaşam imkanı vadederek dünya geneline yol gösterici numuneler sunmaktadır.

Yurdumuzu dünyanın en mâmur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.

Atatürk’ün 10. YIL NUTKU

Atatürk’ten miras kalan milliyetçi düzen ve sistemin mühim isimlerinden olan Alparslan Türkeş, Çağdaş uygarlık yolunda atılan adımlara öncelikle Türk siyasetindeki rol ve liderliğiyle öncülük eden bir isim olarak karşımıza çıkmaktadır.

“Gaye Türk Milletini, insanca usullerle, en kısa yoldan, kendi gücüyle ayakta durabilecek, kuvvetli, müreffeh, mutlu, hak ve şereflerine sahip bir millet hâline getirmek ve modern uygarlığın en ön safına geçirmektir.”

Alparslan Türkeş, ömrünü vakfettiği milliyetçi düşünceyi hayatın hemen her alanına uygun düşecek şekilde şekillendirmiştir. Türkçülük ve milliyetçilik hemen her sahada ve zeminde aziz Türk milletinin çıkarlarını ve önceliğini gözetmiş, ülkü uğrunda çalışmıştır. Türk’e göre, Türk için, Türk tarafından sözü bu gayenin niteliğini belirler niteliktedir. Türk milletinin ilimde, teknikte, fende ve medeniyette en ileri noktada olmasını sağlamak her Türk Milliyetçisinin başat mefkuresi olmalıdır. Medeniyetlerin içinde Türk medeniyeti, milli kültürle desteklenmeli yoğrulmalı ve milli bir forma kavuşmalıdır. Bu vesileyle yakın dönemin vizyoner lideri olan Türkeş; dünya konjonktüründe söz sahibi olacak, çağdaş uygarlığa ulaşmış Türkiye için olan gücünü sarf etmiş, tasarlamış olduğu birçok projeyi hayata geçirmiştir.

Türkeş, Milli Doktrin Dokuz Işık isimli eserinde şöyle diyor:

“İdareler, kararlarını, milletlerin tercihlerine göre vermelidir. Milletimiz, büyümek isteyen, ekonomik kalkınmanın tamamlanmasını arzulayan bir tercih içindedir. Aciz, isabetsiz iktisat politikalarından
vazgeçip, ülkemizin ihtiyaçlarına uygun millî bir iktisat politikasını seçmek zorundayız. Bu iktisat politikası, ekonomik bağımsızlığımızı sağlayıp, dışarıya sınaî ürünler ihraç edebilecek bir politika olmalıdır. Bunun için sınaî yatırımlara öncelik verilmelidir.
Sınaî yatırımları gerçekleştirebilmek için, her türlü tasarruflara öncelik tanınmalı, vatandaşın tasarruf arzusu teşvik edilmelidir. Tasarrufu ve kalkınması millî kaynaklara dayanamayan bir ülke, bağımsızlık iddiasında bulunamaz. Bağımsız bir sanayinin kurulabilmesi için gerekli ilk şart, makine yapım sanayisinin kurulmasıdır. Gerçekten bir ülkenin ekonomik bağımsızlığa kavuşabilmesi veya bu bağımsızlığı deva ettirebilmesi, bu sanayinin kurulabilmesine bağlıdır. Makina yapım sanayisinin yanında, metalürji sanayisine, petro-kimya sanayisine ve enerji üretim sanayisine de önem vermek gerekir. Millî sanayisini kuramamış bir ülkenin çağdaş uygarlık seviyesine çıkması mümkün değildir. Oysa büyük Türk milleti her çağda rengini vermiş ve her çağda medenî olmaya, uygar olmaya hak kazanmıştır. Bu, onun engin tarihinde, büyük kültüründe ve soyunda vardır.”

“Düşünce ve tavırda istiklalini kazanamayan hareketlerden büyük ve yaratıcı hamleler beklenmez.”

“Türkeş, Başbakanlık Müsteşarı olmuştur ve o tarihe kadar adı pek duyulmamış bu makamın ne kadar etkili olabileceği onun o koltuğa oturuşuyla anlaşılır. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi geçen asrın ikinci yarısında Türkiye’nin rotasını çizen, günümüzde de önemini koruyan müesseseler hep bu dönemde hayata geçirilir.”

https://millidusunce.com/misak/bilinmeyen-turkes/

Yeni bir Türk-İslam rönesansının mihenk taşı olacağı düşünülen Türk Bilim Kenti (Ankara Temel Araştırmalar Merkezi-ATAM) projesi 1994 yılında Türkeş’in himayesinde geliştirilmişti.

1994 yılının mayıs ayında Türkiye ve Türk Dünyası İktisadi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (TİSAV) yine Türkeş’in himayesinde kuruldu.

https://30eksi.com/2020/01/22/alparslan-turkes-ve-bilim/

TÜRK EĞİTİMİ VE AYDINI ÜZERİNE NOTLAR

Eğitim Türkiye’nin üzerinde – bu günde dahil olmak üzere – daima durduğu, duracağı bir konu olarak güncelliğini korumaktadır. Aydın-halk yabancılaşması, münevverlerimizin çeşitli kaygılarla topluma şekil vermekten aciz kalmaları temel problemlerimiz olarak beklemektedir. Alparslan Türkeş 1977 tarihli Mhp seçim beyannamesinde şu beyanlarda bulunmuştur:

Milli Eğitim Meseleleri:

Milliyetçi Hareket Partisi, eğitim alanında yapılacak olan yatırımları ve gösterilecek gayretleri kalkınma mücadelemizin en hayati ve zaruri unsuru saymaktadır. Zira medeniyeti ve tekniği kuracak olan insanı, fikri ve zihni muhtevasıyla büyük ülkülerin, heves ve heyecanlarının peşinde olmaya sevk edecek olan temel vasıta eğitimdir. Milliyetçi iktidarın ilk ve en önemli yatırımı; vasıflı, faziletli insanlar yetiştirmek olacaktır.

https://acikerisim.tbmm.gov.tr/xmlui/handle/11543/872

Ülkücü Aydın:

Taklît üzere bina edilen eğitim sistemimizde yetişen yarı aydınlardan, milli değerlerimize yabancı ve hatta karşı kişi ve gruplardan milletimiz çok çekmiştir. Türlü dertlerimizin sebebi bunlardır. Bu sebeple biz, milli eğitim sistemimizi mazinin, azametin. Türklüğün devamını sağlayacak ve Türk milletini yüceltecek, iman ve fikir gücünü verebilen nizamlı bir sistem olarak kuracak ve Türk Milletini yükseltmek ve yüceltmek yolunda hiçbir engel tanımayacak genç nesiller yetiştireceğiz.

Milletimizin, kendi değer hükümlerini bilen

ve ona İnanan, kendine tahakküm etmeyen, dinini, töresini, dilini hor görmeyen ülkücü aydınlara ihtiyacı vardır. Aynı zamanda kalkınma mücadelesini kazanmak, yine böyle milliyetçi, imanlı, fedakâr, feragat sahibi kadrolarla mümkündür.

HTTPS://ACİKERİSİM.TBMM.GOV.TR/XMLUİ/HANDLE/11543/872

Yetişkinler, aydınlar halktan kopmamalı, halka doğru gitmelidir. Halka doğru gitmeli ve halktan millî kültürü öğrenmeli, halka medeniyeti götürmelidir. Halktan millî kültürü öğrenmelidir; çünkü millî kültürün kaynağı aydın tabakadan ziyade halktır.

Aydınlarımız kültürü diğer memleketlerde değil kendi halkı içerisinde aramalıdırlar. Yüz, yüz elli yıldan beri Türk aydınları kültürü hep dışarıda aramışlar, halka inememişler, Batının medeniyetini değil dış görünüşünü olduğu gibi taklide çalışmışlardır. 

Türk aydınları yabancı kültürlerin baskısından kurtularak bir Türk gibi düşünme alışkanlığına kavuşmak ve meselelerine bu açıdan çıkış yolları getirerek milletine öncülük etmek vazifesi ile yüklüdür. Türk aydını milliyetçi hareketin etrafında kenetlenirken, halkımızla da bütünleşmenin yolunu bulmuştur.

http://bizimturkeli.blogspot.com/2018/08/turk-aydini-turk-gibi-dusunmelidir.html

“Bu konuda, maalesef Türk aydınları yabancı ve bu yüzden elli yılı aşan gayretlerimiz umulan semereleri verememiştir. Unutulmamalıdır ki, düşüncede ve tavırda istiklalini kazanamayan, taklitçiliği aşamamış hareketlerden büyük ve yaratıcı hamleler beklemek mümkün değildir.” 

Alparslan Türkeş ve Türk Dünyası

Dünya üzerindeki bütün Türklerin bir gün Turan ideali ile birleşecekleri günü beklemesi, her Türk Milliyetçisinin kızıl elması olarak yüreğinde saklıdır. “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarından hareketle Türkeş, sağlığında Türk dünyası ile yakından alakadar olmuş onların her zaman destekçisi ve koruyucusu olmuştur. S.S.C.B’nin yıkılışından itibaren zulümden kurtulan Türkler; bağımsızlık hareketleriyle beraber yönünü Türkiye’ye dönmüş, Türkiye de onlara kucağını açmıştır. Bu mevzuda Türkeş çeşitli hitaplarında şunları söylemiştir:

“Ülkücülüğümüz, Türk milletinin en kısa yoldan, en kısa zamanda modern uygarlığın en üst kademesine yükseltilmesi, müreffeh, mutlu bir hayata erdirilmesi, kendi gücüyle ayakta durabilecek bir hâle getirilmesi ve her çeşit korkudan, baskıdan uzak olarak, hür, müstakil yaşaması ülküsüdür. Bu ülkü aynı zamanda Türk olan herkese karşı ilgi ve sevgi göstermeyi, onlara yardım eli uzatmayı gerektirir.”

ALPARSLAN TÜRKEŞ VE DOKUZ IŞIK

“Benim fikrime göre her şeyden mühim olan vesair sahada en ileri dereceye ulaşması için çalışmak lazımdır… Turan, yani Türk Birliği yalnız Asya’dakiler değil, bütün Türklerdir. Yani ilmî manâsından başka olarak Türkiye’dir. Memleketimizin ilim, irfan, sanayi, iktisadı bütün yeryüzündeki Türklerdir. Yani Türk Birliği yalnız Asya’dakilerle değil, Bulgaristan’daki, Yunanistan’daki vesair yerlerdeki Türkleri de içine alan bir mefhumdur.”

MİLLİ DOKTRİN DOKUZ IŞIK

“… Türk Birliği ülküsü, yeryüzündeki bütün Türklerin bir millet ve devlet hâlinde, bir bayrak altında toplanması ülküsüdür. Bunun tahakkuku, bazı kimselere ilk bakışta imkânsız gibi görünebilir. Birçok kimseler bunu zararlı bir hayâl (ütopi) olarak da vasıflandırabilir. Fakat unutmamak lâzımdır ki, her hakikat önce hayâl ile başlar. Yine hatırlamak gerektir ki 1919 yılında hür ve müstakil bir Türkiye kurmak için Anadolu’da dünyanın galiplerine karşı savaşa girişmek de çılgınlık ve hayâl diye vasıflandırılmıştı. Fakat inanmış ve kendilerini bir ülküye vermiş olanlar, yurdu kurtarmaya ve müstakil bir Türkiye meydana getirmeye muvaffak oldular. Türk Birliği de sistemli çalışmak, fırsat kollamak ve her şeyden önce Türkiye’yi korumak ve yükseltmeye çalışmak suretiyle bir gün elbet hakikât olacaktır…”

mİLLİ DOKTRİN DOKUZ IŞIK

Gençlerin Gözünden Çağdaş Uygarlık

Atatürk ilkeleri ışığında, miras bırakılan değerlerimizin vereceği güçle, gençlerin hedeflerinden biri de Türkiye Cumhuriyeti’ni muasır medeniyetler seviyesine yükseltmek olacaktır. Bu hususta söylemek istediklerimiz şunlardır:

1. Çağdaş, akılcı, eleştirel, sivil nesillerin teşekkülü.

2. Türk medeniyetinin, diğer milletlere emsâl teşkil edeceği konuma yükselmesi.

3. Kültürel miras ve birikimin, belli bir sanat anlayış ve zevkine ulaşmış kitlelerin; bilime, tekniğe, edebiyata, sanata karşı gerekli itibar ve iştigalin geliştiği ve alan bulduğu, müreffeh bir Türkiye hayâli.

4.Vatanımızı ve uygarlıkların arasında Türk uygarlığını sorumluluk bilinciyle daima ileri taşıyacak kadroların inşası.

5. Hukukun salahiyetini ve adaletinin tarafsızlığı savunan kitlelerin devamlılığı.

6. Bilgiyi hamasete tercih eden, hiyerarşinin en tepesine sivil anlayışı yerleştiren, mutlak itaat yerine hür düşünceyi esas alan bir milliyetçilik anlayışı.

7. Yarınları inşa edecek gençlere her alanda gerekli desteğin verilmesi ve onların da söz sahibi olmalarına imkan tanınması.

Bu yazı vesilesiyle 4 Nisan 1997 yılında aramızdan ayrılan Başbuğ Alparslan Türkeş’i rahmet minnet ve sonsuz saygıyla anıyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.