Şehadetinin On Birinci Yılında Muhsin Yazıcıoğlu

Tasarım: 30eksi

25 Mart 2009 yılında faili hâlâ meçhul olmakla beraber (!) bir suikast sonucu şehadet makamına erişen Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anıyoruz.

“Herkes anlamaz bizi, bizler muamma olmuşuz.

Lafz-u sûret cism ile anlamak isterler bizi.

Biz ne elfâzuz ne suret, cümle mana olmuşuz.”

Niyazi Mısrî

Muhsin Yazıcıoğlu yakın dönem Türk siyasi hayatının önemli simalarındandı. Sivas Şarkışla’da başlayan yaşam macerası, üniversite eğitimi münasebetiyle Ankara’da devam etmişti. Yetmişlerin Türkiye’sinde Ülkü Ocakları Başkanlığı başta olmak üzere birçok vazife ifâ etti. Gençlik hareketinde faal görevler aldı ve “Eller silah değil kalem tutmalı” gibi tarihe geçecek söylemlerde bulundu.

“Ülkücülük; insanı insana ezdiren ve sömüren her türlü anlayışa karşı çıkmak, insan onurunu hayatın merkezine koymaktır.”

12 Eylül darbesiyle MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davalarında yargılanarak, 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi’nde kaldı.

“Karşıt görüşlü gençler olarak okullara, semtlere şehirlere sığmadık ama hücreleri paylaşmak zorunda kaldık.”

“Bir dava ancak yaşadığı müddetçe zafere ulaşır.”

1987 yılında cezaevinden çıkan Yazıcıoğlu siyasete Milliyetçi Çalışma Partisi ile devam etti.

“Ayrı inansak, farklı yaşasak da evrensel değerlerde buluşalım.”

Yazıcıoğlu 7 Temmuz 1992’de “içinde bulunduğu partinin siyasî anlayışıyla uyuşamadığı” gerekçesiyle MÇP’den ayrılır. “Lider, teşkilat, doktrin eleştirilemez” tartışmaları bu sırada başlamış olur.

“İnsan yanılır. Bu nedenle lider tahakkümünü reddediyor, istişare ile siyaset yapıyoruz.”

“Farklı düşünceleri anlamalı onlardan zenginlik üretebilmeliyiz.”

“Ülkücü; günlük çıkarların üstüne çıkabilen, kendini değerlerine adayabilen kişidir.”

29 Ocak 1993 yılında Büyük Birlik Partisi kurulur.

“Tek başıma kalsam da mücadelen vazgeçmeyeceğim.”

“Birlik bir amaç için olduğunda anlamlıdır.”

Yollar ve fikirlerin ayrıldığı dönemde Yazıcıoğlu; siyasetini kendi kanadında icra etmeye devam eder.

“Dava adamının birinci vasfı: Hem kendisinin hem milletinin hürriyetine düşkün olmaktır.”

 “Milliyetçilik millet için fedakarlık yapmaktır.”

“Milliyetçiliğimiz globalleşen dünyada en güçlü istinat duvarımızdır.”

Postmodern bir darbe olarak adlandırılan 28 Şubat sürecinde şu sözleri ve açık yürekliliğiyle dile getirir:

“Namlusunu milletine çevirmiş tanka selam durmam.”

“En kötü demokrasinin bile darbelerden iyi olduğunu tecrübeyle öğrendik.”

Çocuk yaşlarından itibaren kalbinde daima Türklük sevgisi haiz olmuş ömrünün sonuna kadar ” Bağımsız ve birleşmiş bir Türk Dünyası” hayâl etmişti.

“Ben Türk’üm, Türk esir olmaz. Ben Türk’üm, Türk devletsiz olmaz. Ben Türk’üm, Türk bayraksız olmaz. Ben Türk’üm, Türk ezansız olmaz. Ben Türk’üm, Türk hürriyetsiz olmaz.”

“Balkanlar’da, Kafkaslar’da Orta Asya’da ve Orta Doğu’da zorda kalınca yüzünü Ankara’ya çevirmeyecek tek bir millet var mıdır?”

Milli bir düzen hakkındaki düşüncelerini şu sözleriyle beyan ediyor:

“Milliyetçilik, bir milletin kendini millet yapan değerlerle var olma iradesidir.”

“Yağmur usulünce yağarsa rahmet sele dönüşürse felaket olur. Heyecan ve tepkiye dayalı sokak milliyetçiliğinin yerini sanat, edebiyat, mimari ve estetik bir milliyetçilik anlayışı almalıdır.”

“Bizim gençliğimiz kendine karşı tavizsiz, başkalarına karşı hoşgörülü olmalıdır.”

“Hatırlatıyorum: Sevr’e gelen süreç ne kadar hakikatse, Milli Mücadele ruhu da o kadar hakikattir”.

“Emperyalizmle mücadelenin yolu sanayide, teknolojide, bilimde güçlü olmaktan geçer.”

İktidarın siyaset ve stratejilerini şu sözleriyle eleştirmişti:

“İnsanı tabii zenginliği, jeopolitiğiyle Türkiye büyük olmaya mecbur bir ülkedir.”

“ Jakoben, tepeden inmeci, tutucu, devlet adına milleti ezen anlayışlarla aynı yerde değiliz

 “Türkiye, yönetenlerin değil, yönetilenlerin zengin ve huzurlu olduğu bir ülke olmalıdır.”

“Milletimizin dini ve milli hassasiyetlerini siyasete alet etmeyi, bu vatana yapılacak en büyük kötülük olarak görüyoruz.”

“Ahlaksız insan, yüksek düşünce ve kutlu inançlar uğrunda fedakârlık gösteremez.”

Bugün iktidara sahip olanların icraatlarından mustarip olan kitlelerin yıllar öncesinde sesi olmuş ve şunları söylemişti:

“Hukukun siyasallaşması devlet istikrarına vurulan en büyük darbedir.”

 “İktidar olanlar muktedir olursa, kimse darbe yapmaya cesaret edemez.”

“Türk insanı, zengin toprakların fakir bekçisi durumuna düşürülmüştür.”

“Milli ekonomik, bir ülkenin en önemli stratejik parametresidir.”

Siyaset erdemini şu sözleriyle dile getiriyor:

 “Allah’a vereceğimiz hesapla tarihe vereceğimiz hesap arasında çelişki yoktur.”

“Bugün birleşmezsek gelecekte birleşmemizi gerektirecek bir şey kalmayabilir.”

 “Şahsi ve siyasi çıkarlar uğruna geçen bir ömrü heba olmuş sayarım.”

Genelinde Türk toplumundaki anlaşmazlıklara; özelinde şahsını ve tercihlerini eleştirenlere şöyle sesleniyor:

 “Birbirimizi sevmek zorunda değiliz ama birlikte üretmek çoğaltmak, paylaşmak zorundayız.”

Şehadetinden sonra Ozan Arif, Yazıcıoğlu için şu şiirini kaleme alır:

“Bir devre damgasını vuran emsalsiz yiğittiler!

Bazen gazi oldular bazen de şehittiler.

Neler yaşadık neler, ama çekip gittiler…

İşte Muhsin Başkan da onlardan biri idi.

O bir yiğit Ülkücü o gönül eri idi.

Ölse de başkanlığı üstünde taşıyacak,

Muhsin Başkan olarak ebedi yaşayacak.”

https://www.ozan-arif.net/

Muhsin Başkan; siyasetçi, ülkücü, vatanperver gibi çeşitli kimliklerinden önce Türk halkının üzerinde sevgisi hususunda birleşebileceği bir figürdü. Nitekim vefatından hemen sonra her kesimden insanın ona karşı duyduğu saygı ve özlem ortadadır. Bu ülkenin insanı; onu dinleyen, ona önem veren,onun çağrılarına kulak kesilen, onunla beraber olan siyasi aktörlere her zaman kucak açmıştır. Muhsin Başkan’ın siyasetteki samimiyeti bir pikabın üstünde şehir şehir, ilçe ilçe dolaşmasında saklıdır. Türk insanına duyduğu güven ve kalbinde sakladığı sevgisi onu daima inanılır bir lider olarak hatıralarımızda tutmaya kafi olacaktır. Hepimizin zihinlerinde hala tazeliğini koruyan son konuşmalarından birinde ” Bir nefesine bile hükmedemeğimiz bir dünya için; bu kadar fırıldak olmaya gerek yok” demişti. Bize göre bu sözler onun samimiyetine, içtenliğine karinedir.

Elli dört yaşında aramızdan ayrılan Muhsin Başkan’ın kabri bugün Ankara Taceddin Dergahı’nda bulunuyor. Hakkında daha geniş daha salahiyetli bilgi edinmek isteyenlerin yakın tarih okumalarını tavsiye edebiliriz. Burada kısa ve öz bir yazıyla da olsa onu anma gayreti ve hevesi taşıyoruz. Siyasi kavgaların ve tercihlerin dışında onu, kendi tabiriyle “Hepimiz bir kilimin desenleriyiz” bakışıyla ele almanın doğru olacağını kanaat eden gençleriz. Müreffeh ve muasır medeniyetlere ulaşma gayretinde olan Türkiye Cumhuriyeti’nin vatanı için çalışan her insan bizler için aynı anlam ve ifadeyi temsil eder.

Muhsin Başkan’ın sözleriyle sizleri uğurlayalım:

“Düz yaşayacağız, düz yürüyeceğiz, doğru gideceğiz.”

*Alıntı sözlerde Gönüllerde Birlik Vakfı tasarımlarından yararlanılmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.